20 Mayis 2012 Pazar - 11:01:54

Sponsorlarımız

İstatistikler

BugünBugün69
DünDün152
Bu HaftaBu Hafta1106
Bu AyBu Ay3162
ToplamToplam62443
PDF Yazdır e-Posta

 

 

Zirve Dağcılık grubunun 10 yılı anısına düzenlenen tırmanışa bizlerde AOSK olarak katıldık.

 

Ankara Orienteering Spor Kulübü sporcuları hem kulüp hem de bireysel başarılarını arttırıyorlar. Şimdiki başarımız ise Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı dağına zirve tırmanışı gerçekleştirmek oldu.

 

23–27 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen zirve tırmanışı 26 Ağustos 2010 saat 08.44 te Ağrı dağının 5137 metrelik zirvesine sağ salim ulaşılması ile başarı ile tamamlanmış oldu.

 

Tırmanışa AOSK Kulüp başkanı Kenan AKSIN ve Bşk Yrd Onur YAVAŞ katılmıştır.

 

Zirve tırmanışından detaylar

 

23 Ağustos 2010

 

Ankara’dan 13.00 uçağı ile Van’a uçtuk. Saat 16.00 da Doğubayazıt otobüsüne binerek saat 18:30 da Doğubayazıt’ta olduk. Doğubayazıt’a ulaşılması otele yerleşme eksiklerin giderilmesi ve aynı gün akşam otelde tırmanış için toplantıya katıldık ve akşam konaklayacağımızı gazi&elif otele yerleştik J

 

24 Ağustos 2010

 

Sabah 07:30 da otel önünden bizi tırmanışın başlangıç noktası olan eli köyünün biraz yukarısı olan 2200 metreler civarına götürecek minibüslere binilmesi.  Bu arada minibüslerde ve tırmanışa başlangıçta çantalarımızı taşıyacak olan katırlara yüklenebilmesi, çantalarımızın zarar görememesi ve katırların zarar görmemesi için çantalarımızın büyük hurçlar içine konulması veya sağlam bir şekilde poşetlenmesi gerekiyor. Bu şekilde de minibüse verilmesi ile yola çıkmış bulunuyoruz. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim AOSK’dan tırmanışa katılan ben ve Onur arkadaşımız Doğubayazıt’ta yaşayan arkadaşlarımız Gani ve Elif’te kaldığımız için rahatlık battı ve sabah nerdeyse kafileyi kaçırıyorduk.:)

Sabah tam 07:30 da araçlar eli köyüne doğru hareket ettik yaklaşık bir saat süren bir patika yolculuğundan sonra çantalarımızı katırlara vereceğimiz ve tırmanışa başlayacağımız yere ulaştık. Gittiğimizde katırlar bizi bekliyordu tırmanış esnasında yanımızda gerekli olan bazı malzemeleri ve içecek, enerji yiyecekleri gibi şeyleri aldıktan sonra küçük sırt çantamız ve batonlarımızla ilk kamp alanı olan 3200 kampına doğru yola çıktık. Bu arada saat 08:30-09:00 civarıydı. Bir saat gibi bir süre arazi araçları ve traktörlerin gidebileceği bir patika yoldan yürüyüşümüz devam etti, ve saat 12:30 gibi 3200 kampına vardık. Biz gittiğimizde katırlar nereden geldiler bilmiyorum ama bizden önce gelmişler ve çantalarımızı indirmişlerdi. Şimdi sıradaki iş çadımızı kuracağımız bir yer bulmaktaydı. Kısa bir süre aramadan sonra zemini toprak ve düz bir yer bulabildik. Ve çadırımızı kurduk.  Bu arada Ağrı 3200 metrede birden fazla kamp alanı var ve bazıları sürekli kamplar, tur şirketleri tarafından kullanılıyorlarmış. Çadırları kurduktan sonra gruptan bir anons “saat 15:00 te aklimitasyon (atmosferik şartlara uyum) tırmanışı gerçekleştirilecekmiş” 3900 metreye kadar çıkılıp inilecekmiş.  Saatlerdir yürüdükten sonra pek hoş bir haber değildi bu. Çünkü acayip derece yorulmuştuk zaten. Hemen o arada bir şeyler atıştırmak için biraz makarna yapıp yedik ve azda olsa dinlenme vakti bulduk.  Ve saat 15:00 te dedikleri gibi tırmanışa başladık maalesef J çok dik ve kayalık bir yerden yaklaşık bir buçuk iki saat tırmandık belirlenen mesafeye ulaşılamadı ama bence yeteri kadar antrenman olmuştu. Kamp alanına geri döndükten sonra yine bir haber “ sabah 06:00 kalk 07:30’da 4200 kampına hareket”  off J  akşam yemeğimizi yedik (makarna, çorba) ve direk dinlenme ve uyku modunda çadırlara ama uyumak ne mümkün sabah öğrendim ki ben dahil bir çok kişi adam akıllı uyuyamamışlar.

 

 

25 Ağustos 2010

 

Sabah 07:45 gibi 4200 kampına tırmanışımız başladı 3200 den biraz farklı olarak biraz daha dik ve zorlu bir tırmanış oldu. Ufak ufak zig zağlar çize çize öğleden sonra yarım gibi 4200 kampına ulaştık ve gördüğüm manzara acayip derecede şaşırttı beni. Hem eğim vardı hem de Her yer taş ve kayalıktı. 3200’deki gibi burada birden fazla kamp alanı yoktu tek kamp alanı vardı ve yer bulmak hatta mümkünse iyi bir yer bulmak gerekiyordu. Allahtan çadır arkadaşım onur tırmanış ekibinin ilk sırlarında 4200’ye ulaşınca bize muhteşem bir yer bulmuştu. Zemini toprakla düzeltilmişti. Ve bir çadırlık bir yerdi. Kamp alanında bizden önce gelen yabancı gruplar, tur şirketlerinin çadırları ve bizim grupta birleşince yer sorunu ortaya çıkmıştı. Neyse ki yer bulabilmiştik. Çadırımızı kurup dinlenmeye geçtik ve bir şeyler yiyelim derken birden kar ve dolu karışık bir yağış başladı yarm saat içinde her yeri kapladı kar’ın durmasından sonra süper bir güneş aştı ve herkes çadırlarından çıktı ve bol bol fotoğraf çekimi başladı.  Akşam tırmanış için toplantı yapıldı ve bazı kararlar alındı ve dikkat edilmesi gerekenler anlatıldı tırmanışımız gece yarısı saat 02:00 de başlayacaktı onun için saat 12:30 gibi kalktık bu arada tarihte 26’sı olmuştu

 

26 Ağustos 2010

 

Biz bir şeyler atıştırıp zirve için hazırlığımızı yaparken yabancı gruplar ve tur şirketleri saat 01:00 gibi tırmanışa başlamışlardı, bu arada 50 kişilik ekibimizden geriye 40-45 kişi kalmıştı, tırmanışa başladıktan sonra ekip lideri kafa lambalarını kapatmamızı ay ışığının fazlasıyla yeterli olduğunu söyledi gerçektende öyle bir ay ışığı vardı ki yarı gündüz gibiydi. Hava güzeldi güzel olmasına da tırmanış çok zorlu başlamıştı resmen dimdik duvar gibi bir dağa tırmanıyorduk. 4850’lere kadar bu zorlu tırmanış devam etti ama bu esnada başı ağrıyanlar, sabah yediklerinden hoşnut olmayanlar J, halisünasyon görenlerden beş kişi daha geri dönmek zorunda kalmıştı, bu arada da sabah olmuştu buzula gelince herkes zorunlu olarak kramponlarını takarak yürüyüşe devam ettik biz karda yürürken sabah erken çıkanlarda dönmeye başlamıştı. Bu arada havada ciddi derecede bozmuş ve 15-20 metre mesafeyi görememeğimiz bir sis bulutu kaplamıştı yaklaşık bir bir buçuk saat devam ettikten sonra bir tepeye geldik ve herkes seviniyordu geldiğimize inanamadım. Sis bu zorlu tırmanışı başarmış olma ihtişamını götürmüştü, ama Türkiye’nin zirvesinde olmak inanılmaz bir duyguydu. Bi ara hava açar gibi oldu birkaç fotoğraf çektik ama çok kısa sürdü hava anında bozdu ve tipi ile kar fırtınası başladı aşağıdan gelen grubun devamı bu tipili havada zirveye ulaştılar ama zirvede 5 dakika bile kalamadan inmek zorunda kaldılar. Tabi bizlerde onlarla beraber indik J buzulun sonuna kadar sis, kar ve tipi devam etti tam kramponlarımızı çıkartırken siste dağılıyordu, sisin dağılması sankü üzerimizdeki yorgunluğuda atmıştı birden herkese ekstra enerji yüklenmişti sanki zirveye ulaşmanın verdiği haz insanların yüzüne bile yansımıştı. Dikkatli bir şekilde hızlı hızlı 4200 kampına saat 12:30 civarında ulaştık ve!!! Ve olan oldu hava patladı ve öyle bir dolu yağmaya başladıki birkaç saat hiç durmadan, nohut büyüklüğünde ve aralıksız bir şekilde yağdı. Bi ara bu görüntüyü kameraya aldım, çadırın içinde avazım çıktığı kadar bağırdım ama görüntüde sinek vızıltısı gibi bile çıkmamıştı. Aynı gün zirveden indikten sonra kampı toplayıp 3200 kampına inmemiz gerekirken planlar sapmıştı ve çadırdan bile çıkamadan 4200 de kalmıştık. Yapacak bir şey yoktu ve sabahı beklemek zorundaydık. Gece bir ara çadırdan çıkıp dadırın yarısında kadar dolmuş olan dolu ve karı temizlemek zorunda kaldık. Yoksa ya çadır su alacaktı yada gece donup bizide donduracaktı. Belki çadırı bile kırabilirdi. Neyseki çok iyi temzilikten sonra tekrar çadıra girdik ve çadırın içinde yemek yaptık. Normalde çadır içinde yemek yapılmaz ama yapacak bir şey yoktu maalesef.

 

27 Ağustos 2010

 

Sabah hava güzeldi kahvaltı yaptıktan sonra kampı toplayıp çantalarımızı sarıp katırlara bıraktık ve biz 3200’ye inmeye başladık. Yine hızlı bir iniş esnasında ağrı dağının rekor denebilecek bir dağcı buluşması gerçekleşti ve 30 ağustos tırmanışı için 3200’de kalan dağcıların aklimitasyon tırmanışında karşı karşıya geldik onların grubu 150 kişi felandı bizimkisi ve birkaç ufak grup ile birleşince 250 kişilik bir kalabalık ortaya çıktı muhteşem bir görüntüydü.

3200 kampına indik ve kampta klan birkaç kişiyi de alıp bizi bekleyecek olan araçların bulunduğu 2200 metreye inmeye başladık. Aşağı indiğimizde araçlar bizi bekliyordu fakat katırlar ortada yoktu..yarım saat sonra da katırlar geldi ve araçlara binerek Doğubayazıt’a döndük saat 16:00 gibiydi geldiğimizde galiba…

 

 

28 Ağustos 2010

 

AOSK olarak zorlu bir etkinliği de başarmış olmanın sevinci ile 14.10 uçağı ile Van’dan Ankara’ya döndük